Tayyib ATMACA.Muhteşem şiirler

Azerbaycanın Kültür ve Edebiyat Portalının Türkiye temsilcisi

İki Ateş Arasında

Yürüdü çiçekler göçtü vaktimden,
Yüreğim bir deprem bölgesi şimdi
Ben Mecnun’um hala o Leyla değil,
Kalmadı o aşkın gölgesi şimdi.

Gözleri hülyamı teslim alırdı
Körüğün önünde har’dı elleri.
Her yokuş sonunda korku tuzağı,
Ya da bana göre ‘yar’dı elleri.

Gönül zindanında yattığım oldu
Bir kez yoklamadı kuşluk sırası,
Varsın iy’olmasın hatıra kalsın,
Saçının açtığı kırbaç yarası.

Yalnızlık

daha ten çıkmadan kentin dışına
başını alır da gider yalnızlık
kalabalıklarda yalnız başına
karanlık koynunda yatar yalnızlık

şekile kalıba oturmaz boyu
kabarır köpürür azar gün boyu
sofraya varmadan ekmeği suyu
can ocakta kaynar tüter yalnızlık

“Hece Taşları” aylık şiir dergisinin 52. sayısı yayında

Lamba Yandı Ben Camında Üşüdüm

Ben bir şiir avcısıyım ağalar, ilk ava babamla birlikte çıktık, seyranî gösterdi hiciv
kuşunu, derdiçok’u çok okudum dertlendim, hayati vasfi’yi ahmet çıtak’ı, yola çıktığımda öyle tanıdım, abim salavan’da ben engizek’te, gönlümüzün evsininde yatarak, onun ürküttüğü kuşu ben vurdum, benim ürküttüğüm kuşu o tuttu, herkes gitti bir ben kaldım cela’da, başı kurtarmadık her gün belada.

Nerden çıktı ise bir serdengeçti, talip oldu avladığım kuşlara, her zaman mavzerim omzumda gezdim, ha hasan’a sıktım ha sana sıktım, kibrit kutusuna bir mektup koyup, mihriban’a saldım emmimoğluyla, onun da içine bir çıngı düşer, birlikte yanarız diye bekledim, bu arada askerlik de yaklaştı, orda da omzumda bir kırıkkale, garajda nöbette ülker avladım, yüzbaşıma dökemedim derdimi.

Aşkı kâğıtlara yazdım olmadı, kendime darıldım kızdım olmadı, lamba yandı ben camında üşüdüm, dünürcü gidenler gönlü boş döndü, sanki salavan’da bir çığ yürüdü, ben altında kaldım geceler boyu, ölümle kol kola gezdim dağlarda, sonra toparladım şükür kendimi, kalbime sözümü dinletemedim, engizek adında bir gazetede, şiir yazdım ona mektup yerine, çare yok kavlimiz mahşere kaldı.

Bin dokuz yüz seksen dörtte cela’dan, ankara’ya uçtu nasip kuşumuz, düşlerimde salavan’da dolaştım, bir gün boş dönmedim şiir avından, koşmadım peşinde şöhretin şanın, anadolu yüreğime dar geldi, bir uçtan bir uca türk illerini, ruhumla dolaştım dertle demlendim, dört mevsim ötede üşüdü bahar, eğilmeden bükülmeden

yaşadım, asumana bıraktığım sedalar, seksen yıllık bir hayatın dökümü. İki bin on iki haziran yedi, görklü melek geldi gidelim dedi, mehmet görmez üç tekbirle namaza, durunca ruhumda çiçekler açtı, meğerse ne kadar sevenim varmış, uzaktan yakından gönlü olanlar, kocatepe avlusuna sığmadı, peşimde bir düğün alayı vardı, kimseye küsmedim şahit atmaca, kuş gibi uçarak göçtüm dünyadan, muhsin’i kendime komşu seçmiştim, arvasi yanına koydular beni.

Tayyib ATMACA

“Hece Taşları” aylık şiir dergisinin 51. sayısı yayında

Başkasının ağzı ile konuştuk, kendi aklımızda kiracı olduk, bütçemize uygun muhavazakar, otellerde yerimizi ayırttık, alkol yok çok şükür diskoda barda, yasak değil elbet eylenmek gülmek, neşemize biraz neşe katalım, biz de eller gibi sitres
atalım, bu fırsat bir daha ele mi geçer, devlet denizinin sahillerinde, haşemayı giyip spor yapalım, kazancını kim yanında götürdü, yalancı dünyadan bir yer kapalım.

Mevkilere makamlara gelince, kalbimizin kulağını tıkadık, güneş gözlüğüyle baktık gözlere, kimseyi yüzünden okuyamadık, kuşlar ürktü avcumuzu açınca, yetimi mazlumu tanımaz olduk, verirken kibrimiz tavana vurdu, alırken yüzümüz hiç kızarmadı, keser gibi kendimize yonttukça, göbeğimiz dizimize yaklaştı, sayısı çoğaldı putlarımızın, hangisine secde etsek her akşam, öbürü sabaha yüz azdırıyor.

Derdimizi sevip ne yapacağız, herkes birbirinin etini yiyor, yedikçe semirdik birbirimizi, dünyayı kurtarmak bize mi düştü, elimize fırsat bir daha geçmez, yiyelim içelim keyif çatalım, her hafta başka bir şehre uçalım, sabah kahvaltısı mesela van’da, öğlen yemeğinde antep yapalım, akşama boğazda balık yiyelim, berat kandilinde edirne yapıp, vaaz dinleyelim selimiye’de, verdiği nimette şükür diyelim.

Napolyon buşuna para dememiş, yanlış anladıysam berat düzeltsin, eskidenmiş ekmek arası köfte, çok oldu açalı maymun gözünü, baldırı çıplaklar başka ülkede, göbeğini kaşır komşularımız, mutfağında güzel aşçıları var, gece gündüz kapısında güvenlik, özel okullarda tüm çocukları, yüksek tahsilini paris’te yapar, her çocuğun
ayrı arabası var, itiş tıkış gitmez metrobüslerde, muhtaç değil şükür kimse kimseye.

Tayyib ATMACA