1782028_813161995377619_1063679068_n

İNTİBAH

Hasretin hücrelere “tek” “tek” damıtılmış tufeyli cezbesi…
Damlayan her hale, hücre hapsinde bekleşen âmâ gözleri…

Âmâ, kör olduğunu bilmezdi, hasretinle derdest olmadan önce…
Tahayyül etmezdi renkleri, teslimdi “an”a körü körünce…

Siyah tek renkti, teslimiyetti ve rengarenk bilinirdi…
Gökkuşağından bihaber olan, yağmuru nasıl izah edebilirdi…

Yine de yağdı yağmur, olanca kudretiyle ve İbrahim bereketiyle…
Her bir cemre’nin toprağa meyyal, seyr-i süluk himmetiyle…

O “an”da başladı azâmet, karışan her cemre’de Aşk-ı Letafet!
Süzülen her kuyudan yükselen, sadece Cezbe ve Muhabbet!

Müridler bir bir sıralandılar huzura, edepten başları önde…
İçlerinden sadece bir tanesi geride, köz’de ve dahi çile’de…

Bir zaman gelişinle renklenen gözler, şimdi esir sadece yeşile…
Kutb’un dairesinde “Sâfa” sürerek, döndün başladığın “Merve”ye…

Git, Gel… Gel, Git… Bir ömrün tezâhüründe tutsak med-cezir…
Nefs’in çelik burçlarını nefesimle zorlayıp, olacaksın Mihman-ı Vezir…

Gönül, işte bu ızdıraba ve zehr-i figana serfiraz bir müptelâ…
Vuslat, muhabbet iktizâsı ızdıraba Aşk’la “ram” oluşumuzda…

Döndüm baktım da ihlâs ile geriye, yok Huzur’da bizden b/aşka kimse…;
Tutuştuk Zat-ı Mukaddesin füruzânıyla ve elele kapandık Secdelere…

Artık açma sakın gözlerini Yar/im…
Sürur ve Kurtuluş muttâki bu dem’de…

/Leyla Arsal/
07.12.2011-Tokat
Minyatür eser: Reza HEMMATİRAD