saa

Sevmekten geri kalma,
Yapan ol, yıkan olma,
Sevene diken olma,
Gülü incitme gönül.

Söyleşimize sizden de dinlemiş olduğum GÜLÜ İNCİTME GÖNÜL adlı şiirinizden bir dörtlükle “Merhaba” demek istiyorum.
Şunu da demeden geçemeyeceğim sizinle aynı sahnede şiir okumak ayrı bir heyecan ve mutluluktu.
Biz şiir yolculuğuna çıkmış kalemler; sizin gibi değerli üstatlarımızın çalışmalarından, hayata ve şiire bakışlarından, edebiyat alanındaki başarılarından feyiz alarak yol almaya çalışıyoruz.
-Türkiye’de tanınan ve okunan bir yazarsınız. Kısa da olsa okurlarımıza kendinizi tanıtabilir misiniz?
-1957 yılında Osmaniye’nin Toprakkale ilçesinde doğdum. İlköğrenimimi Toprakkale’de, orta ve lise öğrenimimi Osmaniye İmam Hatip Lisesinde tamamladım. 1978 yılında Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesinden mezun oldum. Osmaniye’de on yedi yıl yayınlanan Güneysu Kültür Sanat ve Edebiyat dergisinin genel yayın yönetmenliğini yaptım. Halen Özel Bahçelievler İhlâs Kolejinde edebiyat öğretmeni olarak görev yapmaktayım.
Şiir, masal ve hikâye türlerinde seksen eserim yayınlandı. 1994 yılında Türkiye Yazarlar Birliği tarafından Çocuk Edebiyatı dalında “Yılın Yazarı”, 1997 yılında Türkiye Çocuk Dergisi tarafından “Yılın Öğretmeni”, 2003 yılında Çocuk Edebiyatçıları ve Yayıncıları Birliği tarafından “Yılın Şairi”, 2011 yılında İLESAM tarafından Çocuk Edebiyatı dalında “Yılın Yazarı” seçildim. 2012 yılında İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından “Yazarlar Okullarda” projesinde Esenler ilçe yazarı olarak görevlendirildim. 2013 yılında Kars Kafkas Üniversitesi tarafından eserlerimle ilgili yüksek lisans tezi hazırlandı. 2013 yılında Edebiyat ve Sanat Araştırmaları Derneği (ESKADER) tarafından Çocuk Edebiyatı dalında “Yılın Yazarı” seçildim. Şiir dalında yurt içi ve yurt dışında birçok ödül aldım. Eserlerimin bir kısmı bestelendi; bir kısmı da ders kitaplarına girdi. ESKADER Kurucu Üyesi, İLESAM İstanbul Şb. Danışma Kurulu Üyesi, MESAM ve Türkiye Yazarlar Birliği üyesiyim.
Evli olan şair dört çocuk babasıyım.
-Hem âcizane kendim ve de okurlarımız için edebiyat yaşamı başarılarla dolu Bestami YAZGAN’ın bu yolculuğa nasıl çıktığını öğrenebilir miyiz?
-Edebiyat öğretmeni olmam sebebiyle zaten edebiyatla iç içeydim. Hoşuma giden şiirleri ezberlerdim. Edebiyat dergilerini takip ederdim. 1985 yılında Osmaniye’de rahmetli şair A. Neşet Dinçer’le tanıştım. Beni yazmaya teşvik etti. Böylece yazarlığa hızlı bir giriş yapmış oldum.
-Bir şaire elbette ki şiire ve şaire bakışı sorulur. Ülkemizde şiirin bulunduğu yer nedir? Şiire ve şiir kitaplarına gösterilen rağbet yeterli midir?
-Yazar ve şairler genel olarak eserlerine gösterilen ilgisizlikten şikâyet ederler. Bardağın dolu tarafından baktığım için okuyucularımdan memnunum. Allah onlardan razı olsun. Seksen eserim var, bunlardan on beş tanesi şiir kitabı. Bu eserler, yedinci baskıyı yapmaya başladı. Yani şiir okunmuyor, diyorsak biraz da kendimize bakmalıyız…

Gülşen eder de çölleri
Mekân tutar gönülleri.
Yunus Emre bülbülleri
Şakır sevgiyle sevgiyle.

Bir gül çağında uyandık,
Vefâlı dosta dayandık,
Aşkın rengine boyandık,
Şükür sevgiyle sevgiyle…

-Sizin şiirleri okurken içimden size ‘’21. yüzyılın Yunus’u’’ demek geliyor. Şiirlerinizde işlediğiniz konular ve akıcı lirik üslubunuz haliyle hatırlatıyor Yunus’u…
-Siz ne düşünüyorsunuz? Yunus Emre’ye benzetilmek nasıl bir duygu?
-Biraz önce bahsettiğim A. Neşet Dinçer dünyevî üstadım, Yunus Emre ise manevî üstadımdır. Şiire ilk başladığımda “Eserlerim nasıl olur da zamanın elinden tutabilir?” diye bir soru sordum kendime. Cevabı, Yunus Emre oldu. Yedi yüz yıldan beri yaşıyor Yunus. O zaman ben de onun gibi yazayım, dedim. Bazı eserlerim Yunus’un sanılıyor. Bu, bir çırağa verilecek en güzel makamdır.
-Günümüzde milli değerlere duyarlı, tarihinin, geleneklerinin, memleketinin ve insanının güzelliklerini, kıvancını, tasasını yürekten yaşayan ve bunu mısralarında yansıtan Bestami YAZGAN, bize eserlerinden bahsedebilir mi? Bugüne kadar kaç kitabınız çıktı?
-Seksen tane eserim yayınlandı. Bu eserlerden dört tanesi büyüklere yönelik, diğerleri sevgi çiçeğimiz olan çocuklarla ilgili. Sorunuzda bahsettiğiniz gibi eserlerimde millî ve manevî değerleri öne çıkarıyorum. Eserlerimin bir sadaka-i cariye olmasını istiyorum. Fıtrat olarak iyi ve güzel olan çocuklarımızın bu yönlerini çoğaltmaya gayret ediyorum.
-Günümüzde sosyal medya aracılığıyla birçok şiir yazan görüyoruz. Her şiir yazana ‘’şair‘’ demek istemiyorum. Çünkü şiir uzun soluklu bir yolculuktur. Emek, zahmet ve zamanla olgunlaşır. Sizin, şiir yazanlar hakkındaki düşüncelerinizi almak isterim hocam. Şair adaylarına neler önerirsiniz?
-İnsanların dünyevileştiği bir dönemde şiirle ilgilenenlere saygı duyuyorum. Şairim, diyenlerin de şiire saygı duymasını, emek vermesini arzularım. Şiir, kuyumcu titizliği isteyen ince bir iştir. Kelimeleri dantel gibi işlemek gerekir. Ayrıca şiir, yazarak öğrenilir. Usta-çırak ilişkisinin de faydalı olduğunu söyleyebilirim. Bu konuya ilgi duyan gençlere başarılar dilerim.
-Sizi çocuk öyküleri ve şiirlerinde de çok başarılı bir çizgide görüyoruz. Birçok ödüle layık görüldünüz. Kısaca ‘’Neden çocuk ?’’diyorum. Sizi bu dala iten neydi?
-Yazmaya ilk başladığımda kendimi millî ve dinî konularda yazan bir şair olarak görüyordum. Geriye dönüp baktığımda ‘çocuk edebiyatı’nın öne geçtiğini görüyorum. Evet, seksen eserimden yetmiş altı tanesi çocuklarla ilgili. Bunun sebebini şöyle izah edebiliriz: İnsan, güzel bir manzara gördüğünde gözünü ondan alamaz. Çocukların saf ve temiz hâli bizi kendine çekmiş olabilir. Sanki kutu kutu pense oynayan çocuklar, söyledikleri tekerlemeyi biraz değiştirip beni davet ettiler: “Kutu kutu pense/Elmamı yense/Bestami amca/Aramıza gelse.” Ben de bu çağrıya uydum ve çocukların arasından bir daha çık(a)madım. Doğrusu onlarla olmaktan, onları anlatmaktan çok mutluyum. Dünya bir ağaç olsaydı, çiçeği çocuklar olurdu. Onlarla ilgili yazarken kendimi bir çiçek bahçesinde hissediyorum.
-Çeşitli illerde okuyucuları ile buluşan Bestami Yazgan, hem Anadolu’ya hem de çocuk kalbine yolculuk ediyor. Bize bu buluşmalarınızdan bahsetmek ister misiniz?
-Biz, Anadolu’da yetişip 2000 yılında İstanbul’a geldik. Bazı yazarlar Anadolu’ya “taşra” diyor. Ben de oraya borcumu ödemeye gidiyorum. Herhangi bir çocuğun gönlünde okuma ve yazma ateşini yakabilirsem ne mutlu bana. Ayrıca ülkenin her şehrinde çocukları gördükçe ruhumun renklendiğini hissediyorum.
-Aynı zamanda edebiyat öğretmenisiniz. Biz eğitimcilere tavsiyeleriniz nelerdir?
-Öğrencilerimize yazmaları ve okumaları konusunda örnek olmalıyız. İyi bir öğretmen, bir öğrencinin dünyada karşılaşacağı en güzel şanstır.
-Son olarak geleceğimizin teminatı minik okuyucularınıza ve de gençlerimize neler söylemek istersiniz?

BİR ÇİÇEKTİR ÖĞRENCİLER

Bilgi bahçesinin gülü,
Bir çiçektir öğrenciler.
Gönülleri sevgi dolu,
Bir çiçektir öğrenciler.

Öğretmenin eli, kolu,
Kimi kızı, kimi oğlu.
Okuluna candan bağlı,
Bir çiçektir öğrenciler.

Sıra sıra ve peş peşe
Kalbe dolan bin bir neşe.
Kimi Ali, kimi Ayşe,
Bir çiçektir öğrenciler.

“Gözler yıldız, dilleri bal”,
Al bayrakta beyaz hilal;
Okul ağaç, öğretmen dal,
Bir çiçektir öğrenciler.

Onlar benim varım yoğum,
Onlar benim azım çoğum,
Onlar benim tomurcuğum,
Bir çiçektir öğrenciler.

Türkçenin gül hecesinde,
Şanlı yurdun yücesinde,
Anadolu bahçesinde,
Bir çiçektir öğrenciler.
Yüce Mevlâ’dan niyazım odur ki: Yuvalarımızdaki sevgi çiçekleri, okullarımızdaki bilgi çiçekleri hiç solmasınlar. Burcu burcu kokmaya, rengârenk açmaya devam etsinler…
-Bu güzel söyleşi için teşekkür ediyorum. Başarılarınızın devamını ve daha önemlisi sağlık diliyorum.
-Ben de gayretlerinizden dolayı teşekkür ediyor, başarılar diliyorum.