Halis ARLIOĞLU.”Bir başka açıdan yörükler”

Kalkmış yörük kervanı, gidiyor yine bugün.
Al yeşil giyinmişler, sanmayın ki bir düğün.
Meler koyun kuzular, atları da pek yeğin.
Konaklanan her yerde, verilmekte bir öğün.
Katar katar olmuşta, geçiyor o develer…
Yemişler gevenleri, şimdi geviş geveler.
O vâdiler yemyeşil, yaylalar zümrüt gibi.
Topluyor Yörük beyi, dağılan ekibini.
Konup göçer giderken, bir garip türkü alır.
En sonunda yaylaya, binbir zahmetle varır.
Kara çadır kurulur, gönüller efkârlanır…
Her yörüğün kasveti, artık orda dağılır.
Çadırların önünde, oynaşırlar kuzular…
Sürüyü toplamışlar, gidiyor gelin kızlar.
Yayladan o dağlardan, aşar gider oymağım.
Bu kervanlar geçerken, artıyor kedergâmım.
Ardıç altında doğar, kıl çadırda büyürler.
Bir garip ermiş gibi, dağ başında ölürler…
Senlik benlik bilinmez, sevgi dolu yüreği.
Barındırır yörüğü, kıl çadırın direği…
Bir dığan bulgur pilav, pişirilir yağlıca.
Yufka ekmek yayılır, dökülür üste bolca.
Çoluk çocuk toplanır, kaşık çalar ayrana.
Kıl çadırın etrafı, döner artık bayrama.
Dağlar gibi saf değil, şehir fitne yuvası.
Tahrip talan ettiler, hayâ’yı kahrolası!
İn bu şehre hâkim ol, örfüne-âdetine…
Verme hâine fırsat, dikil artık önüne!..
Adına’laikliğin’, çok kanlar akıttılar.
Ülkedeki huzuru, katledip yok ettiler.
Haydutlar kravatlı, geziyor caddelerde.
Haram helâl bilmiyor, yutuyorlar her yerde.
Apoletler omuzda, kalabalık bak yine.
Sırıtarak konuştu, ‘çağdaşlıktır’ bu diye.
Hıyânetin ardından, sığındı’laikliğe’.
Yıllarca hep öttüler, ‘kemalistim’ben diye.
Siyasetin bağrına, çökmüş bu harâmîler.
Saldırır mukaddese, insanları zehirler…
Senin bundan haberin, olsun artık uyanda!
Yörükçülük son bulsun, dağların doruğunda.
Hayatı konar-göçer, bu garip Yörükçüğün
Yolculuk aman vermez, kuzular, keçi, koyun.
Meşgâlesi bunlardır, davar sığır peşinde.
Ne fırıldak fitneler, dolaşır şehirlerde?
Bir yolcu ki yollarda, dönerek Ona varır…
Her yolcular o yolda, mevlâsına yalvarır.
Yollarda yolcuların, hep saçları ağarır.
Kervan gider yol biter, artık menzile varır…

(Müslümanların siyâsi ve ideolojik kıyıma uğradığı 28 Şubat post-modern cunta döneminde yazılmıştır.)