Gülden TAŞ.”HANEDAN KIZIYIM BEN!…”

Atam oğuz boyundan, Osmanlı soyundanım,
Dedem Ertuğrul Gazi, hanedan kızıyım ben!
Avrupa’ya nam salmış, şahların boyundanım!
Bin asırlık devletin, sır dolu yüzüyüm ben.

Okyanus, denizlerin bir tarih batırdığı
Haçlıları Bizans’ta dizüstü getirdiği,
Kuşatılmış surların, dibine yatırdığı,
O kanlı zaferlerin, yorulmaz hızıyım ben!…

İsimsiz kahramanın, alnında teri gibi,
Ol Yüce divanında, beliren peri gibi!
Kutsal topraklarında, Kudüs’ün yeri gibi,
Kâbe’yi Muazzam’a baş eğen razıyım ben!…

Sultan Süleyman Şah’ın, yol aldığı asırın,
Padişah sarayında, baş eğmeyen esirin
Barbaros Hayrettin’in kılıcında tesirin,
Sularına tat veren, dil yakan tuzuyum ben! .

Garipler mezarında, bilinmeyen adının,
Divanında toplayıp, asın diyen kadı’nın,
Kış günü kağnısıyla, yola düşen kadının,
Diz boyu kar içinde, battığı iziyim ben!

Kurtuluş savaşından, Sakarya meydanına,
Çanakkale’de yatan, binlerce can, canına.
Vatan bayrak aşkıyla, ol neferin yanına,
Kan kokan topraklarda, geçmeyen sızıyım ben!

Bir avuç toprak için, kalbi toprakta atar
Dondurdu karakışta Sarıkamış’a batar,
Aç susuz sefaletle nefessiz kalmış yatar
Korkusuz neferlerin, kefensiz beziyim ben!…

Düşmanlarda tank, tüfek, bitmiyor türlü hile,
Türk’ün iman gücüyle, büyüyünce silsile,
Hükümdarlık verilmez; düzenbaza, cahile,
Tarihe altın harfle, yazılan yazıyım ben!…

Âşıklar dergâhında, himmet eyledi canan,
Serverler serverine, aşkın oduyla yanan.
Manzumesi hilkat’e, doğrulara dayanan.
Susuz çölleri yakan, sevdanın özüyüm ben!..

Ne şeytana yardımcı, ne zalim, ne kötüyüm.
Anaların koynunda, ak gerdanın sütüyüm!
Parçalanmış bedenin, çürümeyen etiyim.
Silinmiş köprülerin yazısız sözüyüm ben!…

“Kükreyen yel gibiyim”, deli dolu yanım var.
Kaç asır dalgalanır, ay yıldızlı şanım var.
Son damlasına kadar, vereceğim kanım var!
Zifiri gecelerin, aydınlık gözüyüm ben!

Burçları kuşatırım gezip de kalesinde,
İnce bir nakış gizli siyahî lalesinde,
Gülden adım arşadır, hedef merhalesinde!
Sarptan kayalıkların, çıkılmaz düzüyüm ben!…