Yusuf ÖZCAN.”YUNUS’UN ODUNU: Mustafa CEYLAN”

Eğitimci Şair

Şiirin istasyonu sevgidir, bu istasyonda hasretler biter, özlemler başlar. Peronların üstünde bazen bir mendil ıslanır şiir şiir, bazen de bir düdük sesiyle o mendil gül açar. Şiirin durağı yoktur, şiirin yolları sonsuzluğa gider.
Şair bu yollarda gönül işçisi, sevgi bekçisi, kısacası şair bu yolların müdavimidir. Bu istasyonun makasbaşlarında şiir isyan, şiir savaş, şiir cesaret, şiir korku, şiir sıla, şiir gurbet, şiir ana-baba- yâr ama en önemlisi şiir AŞK’tır. Şiir duyguların tercümesi, şairse tercümanıdır. Şiir; Karacoğlan’la Sevgili, Arif Nihat ile Bayrak, Mehmet Akif’le İstiklal, Karakoç’la gönül aşı, Mustafa Ceylan’la Gülce açarken, hepsinin ellerindeki ve kalplerindeki imanla Yunus olup Mevlana’ca Allah’a yürümektir. Şair arıya benzer, binlerce çiçek içinde has kokuyu vereni arar bulur, bu çiçek ŞİİRDİR.
Mustafa CEYLAN bu arılardan biri olarak, 25 Ocak 1952 Ankara-Elmadağ doğdu. İlk ve ortaokulu Elmadağ’da, Lise tahsilini Ankara “Başkent Lisesi’nde tamamladı. Ankara Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisinden 1975 yılında Makine Mühendisi olarak mezun oldu. Öğrenimi sırasında muhasebe kâtibi olarak vazifeye başladı.
Memuriyet hayatı, görev değişiklikleriyle devam etti. Kamuda; işçi, memur, şef, müdür, işletme müdürü, daire başkanı, Başbakanlık Müşaviri, Belediye Başkan Yardımcısı İl Müdür Yardımcısı gibi değişik kademelerde bulundu. 1998 yılında Antalya Köy Hizmetleri’nden emekli oldu. TESTAŞ’ın denetim Kurulu üyeliği görevini ifa etti. Ankara-Elmadağ İlçesi’nden il genel meclisi üyesi seçildi, il daimi encümen üyeliği yaptı. 12 Mart ve 12 Eylül de tutuklandı, yargılandı, beraat etti. Çeşitli sivil toplum örgütleri ile derneklerin yönetiminde yer aldı. Kemalist Atılım, Bizim Elmadağ, Bu Ülke, Zaman ve Mekân, İklim, Güllük dergileriyle gazetelerinin yazı işleri müdürlüğü ya da idareciliğini üstlendi.
Şair Mustafa Ceylan’ın ilk şiiri,1966 yılında Ankara Adalet Gazetesinde yayınlandı. Akabinde Ankara Tasvir Gazetesinde birçok eserine yer verildi. Lise yıllarında genellikle hikâyeler ve makaleler vücuda getirdi. Tasvir, Adalet, Son Havadis, Hürriyet, Hergün, Bizim Anadolu, Tercüman, Sabah, Gündem gibi süreli yayınlarda “Ozan Ceylan, Ozan Menderes” mahlaslarıyla yazdı.
İlerleyen zamanla Gülpınar, Bozkurt, Kemalist Ülkü, Türkiye, Karınca, Kemalist Atılım, Antoloji, Türk Edebiyatı, Kümbet, Çağrı, Bizim Çağ, Hedef, Demiryolları, Size gibi dergilerde şiir ve makaleleri yayınlandı. Demokrat Isparta, Hâkimiyet, Yeni İnan, Ekspres, Büyük Anadolu, Bitlis Birlik, Çiğdem gibi birçok Anadolu gazetesinde eserleri yayınlandı.
Asi Yozgat’ın Uysal Yiğidi, deneyimlerini, zengin dağarcığını, edebiyatın süzgecinden geçirerek şiirlerine aktarırken, özellikle de bireyselleşmekten kaçınmıştır. Toplumsallaşmaktan yana tutum sergilerken, yazdıklarıyla mutlu olup, genç yazarlara, şairlere değer vermekten sakınmamıştır. Sade bir yaşamın keyfini sürerken, e(k)meğini, bölüşenlerin yanında durmayı ülkü/ilke edinmiştir.
Ceylan, İLESAM Üyesidir. Araştırmacı-Yazar-Gazeteci-Mühendis Şairimiz, 2000 Yılında Folklor Araştırmaları Kurumunca ‘Yılın Folklor Ödülü’ ne lâyık görüldü. Değişik kuruluşlarca ödüllendirildiği halde ‘HİÇ BİR ŞİİR YARIŞMASINA GİRMEMİŞTİR”. Gönül tahtını ‘en büyük makam’ görmüş, kendisini’ karıncanın gölgesi, Yunus’un odunu’ olarak nitelemiştir hep. ‘Antalya GÜLLÜK DERGİSİ’nin sahibi ve yazı işleri müdürüdür. Türk Şiirine-Şairine hizmet için kurulmuş olan Radyo GÜLLÜK’ ün (http://www.radyogulluk.com) kurucu editörü… ‘Şiir yazdım’ diyen herkesi seven bir ozan. Çok sayıda genç şairin kitabının editörlüğünü yaparak, yayınlamış bir yayıncıdır O.
Ceylan, arkadaşlarıyla geliştirdiği, Gülce Edebiyat Akımı’nın kurucusu, tahlilleriyle isimsizlerin-yitik şairlerin kitaplarını yayınlayan, onlara yol gösteren, bir gönül eridir. Türk Edebiyatı’nda Hocası rahmetli MEHMET KAPLAN’dan sonra ‘TAHLİL SAHASI’nı doldurmaya çalışan şair, yazar ve araştırmacıdır.
Ozan Ceylan, rahmetli Ahmet Tufan ŞENTÜRK’ ün ve ‘Güzide TARANOĞLU’nun manevi evlâdı, ‘İsa KAYACAN’ın tabiriyle ‘şiir yazıyorum, şiir seviyorum’ diyen herkesin kardeşidir. Arif Nihat ASYA ile Necip Fazıl KISAKÜREK üstatların öğrencisidir.
Mustafa Ceylan; hakkında bazı dergiler özel sayısı yayınlanmıştır. Şairimiz ayrıca roman, deneme, öykü, tahlil sahasında eserler vermiştir. Şiirlerinden çoğu değişik besteciler tarafından şarkı ve türkü normunda bestelenmiştir.

PAŞA GÖNLÜM
Paşa gönlüm coştu yine,
Oluruna gitmiyor olayların
Meydan okuyorum zamana işte
Ne mi yapıyorum?
Dinleyin hele!

Paşa gönlüm coştu yine,
Banka kasalarını yoksullara

Fırınları verdim açlara…
Yolda bir ceylan gördüm
Kalbimi bağladım zeytin saçlara.
Dağlar boynunu büktü,
Okyanuslar diz çöktü
Bulutlar şapka çıkardı aşkıma…
Ceylan gitti, ben gittim
Peşindeyim, eridim…

Paşa gönlüm coştu yine,
Körlerin açtım gözlerini
Fırlattılar bastonları,
Doldurdular bostanları…
Sağırların açtım kulaklarını
Misket oynadık o an…
Elsizlere el, ayaksızlara ayak
Yurtsuzlara ev, yayanlara uçak
Her ne istiyorsam yaptım işte…

Paşa gönlüm coştu yine,
Bütün mağazalarda her şey bedava.
Kıyma alabilene bin dolar üste,
Karanfil kokuyor rüzgâr
Mutluluk dağıtıyor hava…
Yok ettim geceleri, boşalttım zindanları
Bir çocuğun gülücüğüne verdim cümle yılları…
Pazarlar kurdum, parasız her şey
Meyhanelerde avantadan mey,
Hey ki hey! Hey ki heyy! ! !

Paşa gönlüm coştu yine,
Nuh’ un gemisine benziyorum
Sonsuzluklarda geziniyorum…
Borsayı, lotoyu, totoyu kaldırdım
Herkes insan ya, herkes şanslı artık
Yok bundan sonra
Yok diyorum yok! . Hasret, ayrılık! .
Silâhları topladım attım denize
Gül verdim ellere…
Öfkeyi, nefreti, kini sildim, süpürdüm
Güneşe bile öğrettim şarkı söylemesini
Onun da tuttum kulağından
Bendeki bana götürdüm…

Paşa gönlüm coştu yine,
Beton yığını şehirleri çiçekle donattım,
Tarlalar buğday, başak…
Gel be dostum, gel, sen de gel!
Şu işe bak!

AHHHHH BİR ÂŞIK OLSAM

“Haydi gel! ” diyordun goncayla, gülle
Mutlaka gelirim bu kıştan sonra!
Neler söylemezdim belâlı dille? !
Ah bir âşık olsam, bu yaştan sonra!

Yolları düz eder, dağı delerdim
Ardı sıra kuzu olur melerdim,
Ayrılığı parça parça bölerdim
Ah bir âşık olsam, bu yaştan sonra!

Günde yirmi kere olurdum tıraş,
Kaplardı içimi heyecan, telâş
Gül olur, beynimi parçalayan taş
Ah bir âşık olsam, bu yaştan sonra!

Zamanı-mekânı aşardım hemen,
Kınaman dostlarım, delirmiş demen
İnerdi yelkenler, tutmazdı dümen
Ah bir âşık olsam, bu yaştan sonra!

Torunumu alır parka koşardım,
Bir an göremesem derde düşerdim,
Sevda denen kızgın saçta pişerdim,
Ah bir âşık olsam, bu yaştan sonra!

Lunapark olurdu içimle dışım,
Şaşırır kalırdı evimde eşim,
Ne yandan doğarsa doğsun güneşim
Ah bir âşık olsam, bu yaştan sonra!

Evde çocuklarım bayram yapardı,
Benden çıkan yollar yâre sapardı,
Kalbim yuvasından bin kez kopardı,
Ah bir âşık olsam, bu yaştan sonra!

Moralim yükselir, işim düzelir
Alacaklı bile, getirir verir.
Kuruyan dallarım birden yeşerir,
Ah bir âşık olsam, bu yaştan sonra!

Şiirler yazardım, türkü söylerdim,
Yâre akmıyorsa suyu eğlerdim.
Sevgilim, bir tanem, ceylanım derdim
Ah bir âşık olsam, bu yaştan sonra!

Koca Şair hep telaşlı yaşardı, vedası da öyle oldu. 05.07.2018 tarihinde Antalya’da, “Allahaısmarladık” demeden ayrıldı aramızdan. Ankara-Elmadağı İlçesinde ebedi istirahatgâhına yerleşti dualarla nihayet. Allah rahmet eylesin, makamı cennet olsun. “Tekrar mülâki oluruz bezm-i ezelde, Evvel giden îhvana selâm olsun erenler”.