AYRILIR MI GÖNÜL SENDEN AZERBAYCAN

 

“Gülen başkalarıdır, ağlayan menem.

Oynayan başkalarıdır, ağlayan menem.”

                                     

                                      Hasan Akar

           

20 Ocak, Azerbaycan’daki soydaşlarımızın Rus tanklarının Paletleri arasında yok edilmek istenmesinin, ancak esareti kabul etmeyerek bayrak açıp ortaya çıktıkları bağımsızlık hareketlerinin 7. yıldönümüdür.

Olayların perde arkasında Ermeni terör örgütleri, ön tarafında olanların işbirlikçileri, Orta Asya’daki Türkleri esaret zincirinde boğmaya çalışan Sovyetler Birliği vardır. 1915 yılında soykırımına uğramadıklarını iddia eden Ermenilerin destek olduğu Asala terör örgütü1973 yılından itibaren yurt dışındaki Türk Büyükelçiliklerini, dışişleri bakanlığı mensuplarını hedef alarak 1985 yılına kadar cinayetlerini sürdürdüler. Türkiye’yi güçsüz kılmak, istediklerini kabule zorlamak ve Osmanlıların kendilerine soykırım yaptıklarına meşruluk kazandırmaya çalıştılar.

Ermenileri bu terör ve katliamlarına Azerbaycan hükümeti gereken etkinliği gösteremedi. 22-23 Şubat 1988’de Azerbaycan’da “Dağlık Karabağ bizim bir parçamızdır.” sloganı ile halk hareketleri başladı. 1989’da bu hareketler halk cephesi tarafından yönlendirildi. Bu kıpırdanmalar Azerbaycan’ın bağımsızlığı için verilen mücadelelerin esasını teşkil etti.

1990’a geldiğinde Sovyetler, bu hareketleri bastırmak için bölgeyi denetim altına aldı. Çaresiz görünen Azerbaycan Kominist Parti Birinci Sekreteri A. Vezirov yardım amacıyla maalesef Kızılordu’yu Bakü’ye davet etti. Gorbaçov’un gönderdiği Savunma bakanı Yazov ve Özel müşaviri Prımakov Bakü’ye gelerek halk hareketlerini takip ettiler, bölgeye giremeyeceklerine tahattüt garantisi verdiler. Ancak bütün bunlar sözde kaldı. Ermeniler bu oyalama taktiği içinde katliamlarına vahşice devam ettiler.

Ocak ayının ilk haftasından itibaren Kızılordu Bakü’yü denetimi altına almaya başladı,  haberleşme bağlantılarını kesti. 19-20 Ocak’ta ise Bakü hava, kara ve denizden saldırıya uğradı. Yüzlerce Türk kin kusan silahlarla karşı karşıya kalarak tanklara kolunu, bacağını, bedenini verdi.  Ancak M. Emin Resulzade’nin “yükselen bayrak bir daha inmez” parolasıyla bağımsızlıklarını tekrar vermediler.

Yazov, nitekim ”Kızılordu’nun yaptığı operasyonun tek amacı vardır. Milliyetçi Halk cephesini parçalamak, yok etmek ve Kominist rejimi yıkarak iktidarı ele geçirmelerine engel olmak” diye içlerindeki kini kusarken sözlerini “Savaştan zaferle çıktık” cümleleriyle tamamlıyordu.

Evet, onlara göre bunlar doğruydu, zaferdi. Tanklar, zırhlı araçlar, roket atarlar, yüzlerce çete terörist Kızılordu ile birlikte sivil halka karşı kullanılmış, karşılarında asker arayan Kızılordu kuklaları sivil halkı görünce kullanıldığını anlamıştı.

Yedi yıl geçti aradan ama 20 Ocak unutulmadı. Azerbaycan’da hala istikrarlı bir hükümete kavuşmadı. Bağımsızlığıyla birlikte bağrımızda hissettiğimiz Azerbaycan’ı bizlerden uzaklaştırmaya çalışanlar çıktı. Yiğit lider, Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey’e sahip çıkmadık. Yıllarca Nahçivan’da kendi köyünde bir nevi esaret yaşamasına ses çıkaramadık. Ortadoğu ülkelerine ziyaretler yaparken, tarihimize dil uzatanları hoşgörü ile karşılayıp, hareketlerine göz yumup İslamiyetin bayraktarlığını yaparak tüm dünyaya yayılmasını sağlayan Necip Türk Milletinin Asya’daki temsilcilerini görmemezlikten gelenler oldu.

Azerbaycan bülbülü, devlet sanatçısı Zeynep Hanlarova 1970’li yıllarda arkasında KGB ajanlarıyla çıktığı İstanbul konserinde “unuttun beni zalim” şarkısıyla hepimize açık mesajını verirdi. Yıllar geçiyor, hayıflanıyoruz ama içimizdeki senin aşkını unutturamazlar. Ne seni, ne 20 Ocakların sembolü “Şehitler Hıyabanını” unuttuk ne de seni gönüllerine sindiremeyenleri. Son sözümüzü söylüyoruz. Ayrılır mı hiç gönül senden Azerbaycan.