DUA

Aklımızdan geçeni
Ve geçecek olanı
Bilen ve işiten sensin Allah’ım.

İçi gamdan göçeni
Gözyaşını içeni
Gören ve gözeten sensin Allah’ım.

Yokluklarla sınayan
İmtihanla deneyen
Sarıp sarmalayan sensin Allah’ım.

Ham sözleri yetiren
Canı cana yetiren
Rızkı alan veren sensin Allah’ım.

Gam başıma toplandı
Dert içime saplandı
Derman sensin tabip sensin Allah’ım.

4ÇARPI4

Türkülerle yüreğime dokunduğun gecelerde
Gecelerin saçlarını tarayarak dolaşırım
Dolaşırım hayallere düğümlenir hatıralar
Hatıralar hatırımdan uzaklara kanatlanır
Kanatlanır yalnızlığım kafdağından ötelere.

Ötelere bakanların yakınında durulmuyor
Durulmuyor bulananlar akıntıda kayboluyor
Kayboluyor gözümüzün bebeğini sallayanlar
Sallayanlar pazarlıyor sözlerini ortalıkta
Ortalıkta daralılar safilere bakmıyorlar.

Bakılmıyor suretlere aynaları çatlattılar
Çatlattılar sabrımızın taşlarını değirmende
Değirmende öğütecek zahiremiz sözlerimiz
Sözlerimiz dallarında toplanmadan kekreleşti
Kekreleşti muhabbetler sofralarsa bıçaklandı.

Bıçaklandı dostlarımız sırtımızı dönemeyiz
Dönemeyiz sözümüzden buyursunlar kişlesinler
Kişlesinler derinlere dökülelim oluklardan
Oluklardan akanlarla aslımıza karışalım
Karışalım cambazların hilekârlık yapmasına.

ANLARSIN

Üç beş yılda bilmezsin yaran ile yaranı
Üzerinden seneler geçtiğinde anlarsın
Dil açarsa yarayı kabuk tutmaz yaranı
Sustukça çiçeklenip açtığında anlarsın.

Okunmayıp saklanan hatıralar silinir
Toprakların kıraçsa sema nasıl delinir
Kim var kim yok yanında yeri nasıl bilinir
Avucunu göklere açtığında anlarsın.

Aramadı yitiren, bulan yalan dengini
Kim tarife yanaşır yalnızlığın rengini
Alçak yere konmayan gönlü senden engini
Gün dağların ardını aştığında anlarsın.

Dil yarası kapanmaz konuştukça kaşınır
Sözü yersiz söylersen kelimeler aşınır
Hayat denen mühlette acı tatlı yaşanır
Hal bilmezin halini düştüğünde anlarsın.

Yola revan olanın gözü kalmaz ardında
Aradığı dermanı bulur yârin derdinde
Gönlündeki kuşları sevgilinin yurdunda
Avucunda yemlenip uçtuğunda anlarsın.

Önden gider verdiğin, senin değil saydığın
Yaklaştıkça Mekke’ye Lebbeyk sesi duyduğun
Vatanında dünyayı üzerinde soyduğun
Pervaneler yan yana uçtuğunda anlarsın.

Dış karanlık olsa da asıl içte ışımak
Işıktaki ziyayı ziyasıza taşımak
Nasıl ince bir duygu, asıl şiir yaşamak
Gözlerinde inciler saçtığında anlarsın.

Kim kime dost bellisiz, kim oluyor yabancı
Eşkıyaya pabucu atıp kaçmaz bu hancı
Yüreğine inceden nasıl yürür bir sancı
Habersizce Atmaca uçtuğunda anlarsın.

BABAM ÜZERİMİ ÖRTER HER GECE*

Gün nasıl dolanır vakt nasıl biter
Bir de bakarım ki başım yastıkta
Derin bir uykuya kanat vururken
Üzerimden yorgan sıyrılıp düşer
Dizimi karnıma çekmeden daha
Babam üzerimi örter her gece.

Kurduğum hayaller akşam bozulur
Sabah nasıl olur gün nasıl doğar
Bir düşten bir düşe kaçta geçerim
Al karısı meselleri nasıldı
Aklımın fikrimin ucuna gelmez
Babam üzerimi örter her gece.

Haytalıklarımı hesaba vursam
İçinden çıkamam kafam karışır
Suçlarım birikir boynum bükülür
Anamdan şefaat diler gözlerim
Özrüm kabahatin önüne geçer
Babam üzerimi örter her gece.

Soyunu sürdürme vakti gelince
Gözü gönlü bir arayış içinde
Kafasına yatan gönlüme uyan
Bir helal süt emmiş hayali kurar
Duası manevi korunak olur
Babam üzerimi örter her gece.

Ansızın gelecek günü yaşadım
Höllüksüz kundağa sardım elimle
Üstünü güzelce örttüm uyuyor
Bir daha üzeri açılmayacak
Geceleri üşümeye başladım
Babam üzerimi örtmez bir gece.

*Kamil Doruk, Yağ Sevgili Yürek, Büyüyen Ay Yayınları, Hikâye
kitabından şiire açılan bir pencere