AYPARA MEHMAN.”HOŞÇA KAL”

Madem bu aşkı burda bitirelim diyorsun
Bağrıma taş basıp ta giderim ben hoşçakal.
Bana ceza olarak kestiğin ayrılığın
Faturası ne ise öderim ben, hoşçakal.

Demek taşıyamadın ağır geldim soluna
Tak hadi öyle ise başkasını koluna
Nasıl olsa bu ömrü hasretinin yoluna
Sineyi gere gere adarım ben, hoşçakal.

Sen de gururlusun ya asla dönme sözünden
Düşürüver bir zaman sakındığın gözünden.
Korkma beddua etmem git ellerin izinden
Şu kalbimi teselli ederim ben hoşça kal

Duyduğum her türküde kokun burnumda tüter
O an kim bilir özlem beni nelere iter
Can özüm, sen rahat ol, sen rahat uyu yeter
Acının en hasını tadarım ben, hoşçakal.

Ahmet YALÇINKAYA.”Tuş üstünde savrulan”

öyle aç şaşkın akıl, öyle aç şu meçhule
ince turuncu şafak sanır elvan sarayı
varlık listede bir ad mesaj kanatlı sayı
dijital kancalarda ışık gelince dile

tuş üstünde parmağın açtığı gizli geçit
Cehennem’den çukur mu, Cennet’ten bir bahçe mi?
Kâinatı gezmeyi hayal ettiğim gemi
bakarım loş ekranda beni çevreleyen çit

dünya küçülmüş artık uzaklar yakın olmuş
ataların töresi kodlamada bîçare
dünde mi yarında mı sorsaydım yeni yâre
bunca vurgun köleyi nereden nasıl bulmuş

meğer altın saçıyla ahu bildiğimiz yar
foton huzmelerinde seyreden cadı imiş
bizi bu hale koyan sanal yaftalı yemiş
bir de pikselli zindan gizemli siber diyar

ninemin masalları gitti ah, modern masal
ne kadar da çetrefil, ne kadar korkutucu
katili kral yapar işte mızrağın ucu
gerçek kaçmış dağlara… aklım sen de hoşça kal