Şerif KUTLUDAĞ.”GÜLCE’NİN GÜLÜ: MUSTAFA CEYLAN HAK’KA YÜRÜDÜ”

Pamukkale Üniversitesi Öğretim Görevlisi

Geç bulup erken kaybettiğim çok muhterem bir değerdi o, şiir adına edebiyat adına…
Ankara’da Elmadağ’ında gözlerini açmıştı dünyaya. Sonrasında da Ankara’da ADMMA’da derlemişti dünyaya ve mühendisliğe ait bilgilerini.
Beyni doydu mu bilemem fakat ruhunun hep açlık çektiğini söyleyebilirim. Onun ruh açlığı Türk milletinin değerlerinin hayat bulması rüyasının açlığıydı. Elmadağı’nda doğmasından mıdır nedir, Türk milletinin değerlerinin hayat bulması onun Kızılelma’sıydı.
İri gövdesinin içerisinde naif bir kalp sakladığını kimse bilemezdi. Nitekim onu aramızdan alıp götüren de o naif kalbi oluverdi âhir ömründe.
Anadolu’nun değişik yörelerindeki hizmetlerinin devamında hayat onu Antalya ile ödüllendirmişti. Antalya’yı çok sevmişti. Onun hendese yüklü dünyasının tezahürü şiire de mühendis zekâsıyla yeni biçimler oluşturabilme arayışlarıyla çiçeklenivermişti Antalya’da… Onun bu arayışları “GÜLCE EDEBİYAT” ile Kızılelma misali bir meyveye dönüşüvermişti ve ömrünü bu oluşum için vakfetmişti.
Merhum Mustafa Ceylan üstadımızı/ağabeyimizi ilk kez Denizli’de Çatalçeşme’de Kent Şairleri Topluluğu olarak gerçekleştirdiğimiz bir şiir gecesinde tanımıştım. Taaa Antalyalardan sevgili eşiyle arabasına atlamış şiir gecesini görmeye gelmişti. Gece bitmeden de sessizce geldiği gibi yine dönüp gitmişti. Yine bir başka şiir gecesinde yaşadığımız tablo bundan farklı olmamıştı.
En son 2017’de İLESAM’ın Kültür Bakanlığı desteğiyle ülke genelinde yedi bölgede gerçekleştirdiği Edebiyat Atölyesi çalışmalarında Antalya’da İLESAM Antalya Temsilcisi olarak ev sahipliği yaptığı toplantıda Antalya Türk Ocakları salonunda çok değerli şair Yusuf Özcan ve çok değerli şair-yazar Afife Demirtaş ile birlikte güzel bir tefekkür akşamında aynı havayı teneffüs etmiştik.
Ölümlü dünyada en çok şairlerin öldürülüşüne üzülüyor olmalıydı ki son çalışmalarını bu alana yöneltmiş bu son derecede üzüntü veren konularda en müstesna çalışmaları yaparak kamuoyuna kitap olarak sunuvermişti. “Öldürülen 101 Şair. Gelişim Yay.”, “Öldürülen Şairler (2 Cilt Takım) Başkent Edebiyat 2017
İşte şimdi ölümlü bir fâni olarak o da ecel şerbetini içmişti hem de ansızın. Hani Mustafa Kemal dememiş miydi “Benim nâçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır!..” diye… İşte ona misal adı Mustafa olan Ceylan üstadın da fâni vücudu toprağa verildi. Şairi şairce ancak şiiriyle uğurlamak gerekir değil mi dostlar: O zaman işte buyrun Mustafa Ceylan ve ayrılık şiiri:
AYRILIK
Sevda yollarında gönül kervanım
Dağ olur önüme düşer ayrılık.
Ne kadar özlerse özlesin canım
Çığ olur önüme düşer ayrılık.

Başıma kar yağmış, sinemde duman
Demen dostlar bana, delirmiş demen!
Yâre kavuşmama yetmiyor zaman
Çağ olur önüme düşer ayrılık.

Tükettim umudu gönül dağımda,
Hüzün şarkıları dudaklarımda.
Zalim takvimlerin yapraklarında
Ağ olur önüme düşer ayrılık.

Kaçınılmaz son, yine rahmetlinin dediği gibi; Dünyalık sevdiklerinden ayrılık. Sevenlerine ve sevdiklerine sabırlar dilerken, rahmetli hocamızın mekânının Cennet olmasını diliyoruz. Edebiyat camiasının başı sağ olsun…