“Yarpuz” Edebiyat Dergisinin 4. sayısı yayında

YARPUZ 4

1980 sonrasının şiirinin diyalektiği göstermiştir ki birikim şiire ulaşmanın ana anahtarıdır. Hangi gelenekten nasıl bir formda olursa olsun birikimden beslenmek , şiirimizin şimdiliğini ve geleceğini tayin eden en önemli etkendir. İmgeci, anlatımcı, folklorik-mitolojik , mistik-metafizik , gelenekselci, toplumcu gerçekçi, beatnik-marjinalci, yeni garipçi şiir anlayışlarının hemen hepsinin temelinde hep birikim vardır. Şiirin safını gök yüzüne salıvermedeki en belirgin kanat, bütün şiir anlayışlarında birikim olarak kendini gösteriyor.

Yenibütüncü Şiir Manifestosu ile Soylu Yenilikçi Şiir manifestosundan bu yana zekânın lirizmi, edebiyatımızın geçmişinde şekillenmiş olaylara, olgulara ve şairlerin dizelerine yapılan göndermelerle kendini bulduğu söylenebilir. Bu göndermeleri dilin bütün katmanlarıyla –anlam, biçim, fonetik – devreye sokarak saf şiiri bulmaya çabalıyor şairler.

Saf şiiri ortaya çıkarmak için insanın içinde kireçleşen tüm duyguların titiz dize işçiliği ile gerçekleşeceğinin bilinci ile yaklaşılmakta… Hayatı ve sözcükleri örgütleyen bir yapısı vardır günümüz şiirinin.
Gelenekteki birikimin çetrefilliği, günümüz şiirini de çok kollu hale getirmiştir. Haydar Ergülen’in “Ağacın kederi yapraklarından / Aşklar yerle bir oluyor gazelden önce” , Murathan Mungan’ın “Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda / Yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim / Oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim / Ben sende bütün aşklarımı temize çektim” , Şükrü Erbaş’ın “Siyah beyaz bir fotoğraf gibi gelirdi babam / Kamyonlar hep geceleri, hep uzaklara giderdi” , Hilmi Yavuz’un “Bir kapı açıldı, ansızın, baktık / Akşam!.. Kimse benzemez oldu kendine / Kim bilir ne kadar hüzünlü artık / Bir odadan ötekine geçmek bile” , Cemal Safi’nin “Sebep bazı Leyla bazı Şirin’di / Hatırım için yüce dağlar delindi / Bilek gücüm Ferhat ile bilindi / Kuvvet benim kudret benim fer benim” , Bahattin Karakoç’un “Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü / Kar yağmış dağlara bozulmamış ütüsü / Rahvan atlar gibi ırgalanan gök yüzü / Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana / Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana / Ihlamurlar çiçek açtığı zaman” dizelerinden hangisine kayıtsız kalınabilir.

Yarpuz’da da var olan birikimle örülmüş şiir çeşitliliği devam edecek. Klasik halk şiirinin örneklerini görebileceğiniz gibi toplumcu gerçekçi veya marjinalci şiirler de Yarpuz’da kendine yer bulacak.

Yarpuz’un bu sayısında çok genç bir şaire yer verdik: Sevim Açıkbaş. İsmail Delihasan’ın şiirindeki derinlikten etkileneceksiniz. Necdet Ekici ve Mehmet Binboğa eminiz ki gözlerinizi nemlendirecek. Mehmet Mortaş’la Eshab-ı Kehf’i gezeceksiniz. Aslan Avşarbey’in şiiri sizi düşünceye sevk edecek , Murat Çolak ise Tanpınar’ın büyüsünü, Saatleri Ayarlama Enstitüsü ile bütünleştirecek.

Yeni sayılarda buluşmak ümidi ile …

Yarpuz Edebiyat Dergisi

“Yarpuz” Edebiyat Dergisinin 3. sayısı yayında

YARPUZ 3

Her uğraş alanının kapsamı vardır. Bir de bu kapsamın çevresinde görünen, onunla bütünleşen onsuz düşünülemeyen, olmazsa olmazları… Tıpkı, ay ve haresi gibi. Mehtabı haresiz tahayyül edemeyiz.

Avcılık yapıyorsanız avcılıkla ilgili tüm malzemeleri, hangi bölgede ne tür avcılığın yapıldığına kadar her şeyi ister istemez öğrenirsiniz. Hatta kara avcılığı ise dağların isimlerine kadar ezbere bilirsiniz. Edebiyatta da durum böyledir. Yazarların hele de şairlerin hareleri de yağmur, kar, bulutlar, mevsimler, kuşlar, çiçeklerdir. Evet, çiçekler…

Yarpuz’un üçüncü sayısının kapağında Kalender çiçeğine (Geranium Kalenderianum) yer verdik. Bilim dünyasına yeni giren çiçeklerden biri Kalender çiçeği. Prof.Dr. Ahmet İLÇİM kazandırmış literatüre. Kapak fotoğrafı da yine onun objektifinden.

Kalender çiçeği, Binboğa Dağlarının Güvek denilen mahaldeki Kalenderlerin Yaylası’nda yetişiyor. Mayıs ayının ortalarında yeşil yaprakların arasından beyaz bir gülümseme görürseniz bilin ki o Kalender çiçeğidir. Binboğaların utangaç ve mütevazı gelini ters lalelerin komşusudur o.

***
Afşin’e özlemle seslenen Mehmet Binboğa, Gök Lale ile sevdası Anadolu topraklarını aşan Necdet Ekici, ağız
özelliklerini diyaloglarda eriten Ahmet Süreyya Durna, çilekeş Anadolu kadınını Ayişe Nine’de somutlaştıran Mehmet Gören, çiçeklere bakışımızı değiştirecek yaklaşımıyla İnci Okumuş öyküleriyle katkıda bulundular.

Gönül dünyamızın sultanlarını bu topraklardan devşiren İbrahim Şaşma’nın mensur şiiri, Doğu Türkistan’daki zulmü gündeme getiren Hızır İrfan Önder ve Sarıkamış şehitlerini yâd eden Mustafa Gül, Yarpuz’un mayıs sayısına farklı bir misyon kazandırdı.

Bu sayı ile Yarpuz’a on yürek insanı dâhil oldu. Giderek çoğaldığımıza, zenginleştiğimize inanıyoruz. Daha da çoğalmak ve zenginliğimizi sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Keyifli okumalar…

Yarpuz Edebiyat Dergisi