Yalçın Yücel Hocamızın doğum gününü kutluyoruz!

175054_178868168822977_4360000_o

SÖYLEYECEKLERİM VAR

Çocuklar
Hele bir toplanın yanıma şöyle
Söyleyeceklerim var
Dinleyin bir, konuşmadan
Kocadım biliyorsunuz
Karlı tepelere dönen saçlarıma
Pantolon gibi kırışmış şu yüze
Beni artık taşımak istemeyen ayaklarıma, sözüm geçmiyor
İnsanız
Çok değil, hemen şuracıkta ölüm bekleşir durur
Kucaklar sonunda
Hepimizi de bir mezar
Yolda giderken
Ya da beklerken birilerini
Düşmeyeceğiniz belli midir ki?
Nerede, ne zaman?
Ve düştüğünüzde kalkamayacağınız
Öylece kapanır işte sayfanız
Bir el bile sallayamazsınız sevdiklerinize
Sizinle birlikte gider, söylemek istediğiniz birkaç sözcük de
Hele bir gelin şu yanıma
İyice bakayım şöyle size
Diyeceklerim, hepsini koymak istiyorum önünüze
Sonra duyamazsınız belki de
Şimdiden yaşarmasın, silin hele o gözyaşlarını
Silin hele, daha henüz buradayım
İsterim ki, hiç üzüntü duymasın yüreğiniz
Hep güle oynaya taşısın sizi
O gün gelecek elbet, o bir gün
Değişmez bir sonuçtur bu, yaratan ister yarattığını yanına
Hepimiz için de aynıdır bu
Yan yana yatacağız, şu bastığımız toprakta

(Döş Cebim adlı yapıtından)

UNUTTUĞUM SEN MİYDİN

Unuttum yüzünü çoktan
Sanırım oturmuştuk karşılıklı
Kumral mıydı, kısa mıydı saçları?
Yıllar neler götürmüş benden böyle
Oysa, kaç kez karşı karşıya geldi bu gözler
Elleri ellerim gibiydi
Anımsıyorum biraz; çekingendi de
Oracıktan bakıyordu yine aynı
Kaçık sevgiler taşıdığımız o köşeden
Unutmuş olsam gerek çoğunu
Yıllar neler götürmüş benden böyle
Var mıydı günlerimde zamanı benimle paylaşan?
Bir çiçek gibiydi belki de yaşamımı konuşturan
Gözleri yeşil miydi, yoksa ela mı?
Yorgunum şu an, ondandır belki de unuttuğum
Ama bir şey var ki, yer almış yüreğimde işte
Yazmışım defterimin birkaç sayfasına
İsminin hemen altında şiirlerimle

* * *

Çocukluğum büyüdü döş cebimde
Yıllar ne de tez geçti böyle
Anılar kaldı tek tük
Yırtık ceplerimden düşmediyse
Şimdi düşünüyorum
Kurgusu tükenmek üzere olan saatler gibi
Nice yoksul kaldırımlar, yürüyen yorgun ayaklarım
Ve nasırlaşmış acılarıyla yaşamım
Çocukluğum büyüdü, şu küçük döş cebimde
Umutlarım ne kadar da çoktular o zaman
Hepsi de sıcak bir ekmek gibi güzeldiler
Koparamadım bir parça olsa da
Çocukluğum, dürüp büküp döş cebimde sakladığım
Bir ıtır kokusuyla çıkıyorlar yerlerinden şimdi
Hangisini karşılasam, ne desem ki
Kapım açık ardına kadar
Orada büyüdü diyorum çocukluğum
Şu boynu bükük döş cebimde işte
Ne zaman üşüse, üşüse parmaklarım
Bir arayıştır başlıyor, bir koşuşturma.